Ana sayfa » Sağlık » Şişkinlik ve Ağrıya Dikkat: Çölyak Hastalığı Nedir? Çölyak Hastalığı Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir?

Şişkinlik ve Ağrıya Dikkat: Çölyak Hastalığı Nedir? Çölyak Hastalığı Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir?

Çölyak hastalığı nedir? Bu sorunun yanıtını bilmek bir yana dursun belki de pek çoğumuz hayatı boyunca böyle bir hastalığa sahip olduğunu dahi bilmeyebiliyor.

Ancak makarnadan tutun da ekmeğe kadar birçok temel besinden bizleri ayıran çölyak, beslenme düzenini baştan aşağı değiştirmenize neden olabiliyor.

Oldukça normal sandığımız şişkinlik ve karın ağrısı şikayetleri aslında önemli birer çölyak hastalığı işareti olarak dikkat çekiyor.

Siz de konuya dair tüm detayları hemen şimdi bizimle öğrenebilir, normal sandığınız şikâyetlerinizin altında yatan gizemi bulabilirsiniz.

Çölyak Hastalığı Nedir?

Çölyak nedir sorusunun sizin için uzak bir konu olduğunu düşünüyor olabilirsiniz.

Ancak sevdiğimiz pek çok besinden uzak kalmanıza neden olabilen bu hastalık, tedavi edilmediği takdirde yarattığı şikâyetlerle hayatı oldukça zor bir hale getirebilir.

Genetik faktörlerin ortaya çıkmasında büyük rol oynadığı çölyak hastalığı için yaşam boyu süre gelen bir alerji türü denebilir ve bu alerji besinlerden kaynaklanır.

çölyak belirtileri

Çölyak Hastalığı

Bu rahatsızlık, bağırsaklarda gerçeklen emilim aşamasında yaşanan bir dizi anormallikten meydana gelir.

Buğday, arpa gibi pek çok tahıl türü içerisinde gluten adı verilen önemli bir madde mevcuttur.

Çölyak hastaları olan bireyler bu gıdalarla beslendiği takdirde bağırsakları glutene karşı hassasiyet gösterir.

İmmunolojik yanıt oluşan bağırsaklarda, bu hassasiyet neticesinde iltihaplanmalar ya da hasarlanmalar oluşur.

Hasarın neticesinde elbette bağırsaklarda gerçekleşen sindirim ve emilim sekteye uğrayacaktır.

Bu  da ishal ya da emilim eksikliğine bağlı ikincil hastalıkları söz konusu hale getirir.

Çölyak Neden Olur?

Çölyak hastalığı genetik faktörlerden kaynaklanıyor olup, her 100 vakadan 10’unda yakın ailede de aynı hastalığa rastlanılmaktadır.

Ancak bazı vakalarda stresin ya da virüslerden kaynaklanan enfeksiyonların da bu hastalığa zemin hazırladığı söylenebilir.

Hastalığın her yaş aralığında kendini göstermesi mümkün olsa da bebeklerde 8-12 ay arasında ve yetişkinlerde 30-40 yaş aralığında ortaya çıkması muhtemeldir.

Sessiz çölyak ya da latent olarak duyabileceğiniz, konuya dair bir başka tabir ise bu hastalığın belirtilerinin görülmediği versiyonudur.

Bu kişilerde hastalık kendini göstermeksizin sessizce ilerler ve genetik yatkınlık söz konusudur.

Bu gibi belirti vermeyen bir hastalık karşısında elbette net sayılarla konuşmak oldukça zordur.

Ancak kan bankaları aracılığıyla yapılan çalışmalar her 300 kişiden 1’inde genetik yatkınlık olduğunu ortaya koymaktadır.

Çölyak Belirtileri Nelerdir?

Çölyak hastalığı belirtileri çocukluk döneminde ve yetişkinlikte farklı şekillerde görülmektedir.

Çocuklar için en genel bulgu gelişim geriliği olmakla birlikte elbette bu belirti ancak uzun vadede fark edilebilir.

Daha kısa vadeli olarak gözlemlenebilecek çölyak belirtileri ise kusma, ishal, karın ağrısı, sık uyku halidir.

Elbette ishal ya da emilim bozukluğuna bağlı olarak bazı davranışsal problemler de gelişecektir.

Çocuklarda huzursuzluk ve huysuzluk direkt olarak beslenme ve emilimle ilişkilendirdiğimiz önemli sorunlardır.

Okulda başarısızlık ise zamanla görülecek bir diğer sorun halini alır. Belirtilerin kendini göstermesi ve artması ise hemen gerçekleşmeyip seneler süren bir sürece yayılabilir.

Çölyak hastalığı nedir konusuna hakim oldukça sonra, belirtileri, pek çok yetişkin bireyin aklına gelen ikinci soru olacaktır.

Genelde yetişkinleri 30 ila 40 yaş aralığında etkilemeye başlayan bu hastalığın daha da ileri yaşlarda ortaya çıkma ihtimali de söz konusudur.

Belirtileri ise hastalığın kişiyi hangi aşamada etkilediğine bağlı olarak;

  • Emilim bozukluğu nedeniyle gelişen belirtiler
  • Mineral ve vitamin eksikliği nedeniyle gelişen belirtiler

olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Yine çocuklarda olduğu gibi yetişkinlerde de hastalığın belirti vermesi uzun yılları bulabilir, hatta hiçbir belirti görülmeyebilir.

Çölyak belirtileri oldukça tipik olmakla birlikte, bu rahatsızlığın şiddeti de kişiden kişiye değişiklik gösterecektir.Şiddeti değişken olabilen bu belirtiler;

  • Karında şişkinlik
  • Kansızlık
  • Kilo kaybı ya da düşük kiloda olma
  • Kaslarda güçsüzlük
  • Sık dışkılama ihtiyacı
  • Dışkıda gözlemlenen anormallikler
  • Kusma
  • İshal
  • Fazla yorgunluk
  • Karaciğer problemleri
  • Ağız içinde yaralar
  • İştahsızlık
  • Gaz birikmesi
  • Agresiflik ve gerginlik
  • Eklem, kemik ve kaslarda ağrılar
  • Cilt problemleri ve kuruluk
  • Saç dökülmesi
  • Kısırlık
  • Düşük yapma
  • Depresyon
  • Geç kırık iyileşmesi

Hemen her yaşta görülebilen bu belirtilerin ne derece yaygın olduğunu tahmin etmek zor değil. Ancak bu durumun yaygın olması ise kesin tanıyı güçleştiren etmenlerden biri.

Çünkü bu belirtileri taşıyor olmanız ilişkili başka pek çok hastalığı da düşündürebilir, hatta laktoz alerjisi gibi benzer belirti veren rahatsızlıklarla karıştırılabilir.

O zaman kesin tanı ve tedavi için çölyak testi konusunda bilinçlenmeye başlayabiliriz.

Çölyak Testi Nasıl Yapılır?

Sindirimin hayati önemi düşünüldüğünde doğru teşhisin ve çölyak testi konusunun önemi ön plana çıkmaktadır.

Teşhis için kullanılan özel testlerin başında ise AGA, EMA gibi bazı kan testleri gelmektedir. Buna ek olarak kesin sonuç için ince bağırsağa biyopsi uygulanması gerekebilir.

Her ne kadar karbonhidratlar ya da proteinler de emilim sürecindeki aksamalardan etkilense de bağırsak emiliminde meydana gelen sorunlarda en çok etkilenen yapı taşı yağ asitleri olacaktır.

Yağ emiliminde yaşanan bir sorun direkt olarak ishal ve karın şişkinliği olarak kendini göstermeye meyillidir.

Hastalığa dair herhangi bir şüphe duyulduğu takdirde, doktorunuz tarafından detaylı bir muayeneye tabi tutulursunuz. Sizden emin olmak adına bazı kan ve dışkı testleri talep edilir.

Kanınızda emilimle direkt ilişkili olan minerallerin ve vitaminlerin değerlerine dikkatlice bakılır.

Ayrıca herhangi bir iltihap olup olmadığı da bu şekilde değerlendirilerek, olası bağırsak hasarı kontrol edilir.

Kesin tanı için yapılan bu önemli değerlendirme süreci, biyopsi işlemini de kapsar.

İnce bağırsağın mukozasından yapılan biyopsi işlemi, özellikle kanama, gece saatlerinde artan terleme, şiddetli karın ağrısı ve belirgin kilo verme gibi şiddetli şikayetleri olan hastalara uygulanmaktadır.

Bu belirtilere sahip kişilere ek olarak batın tomografisi gibi farklı teknolojik değerlendirmeler de uygulanabilir.

Çölyak Tedavisi Nasıl Yapılır?

Her hastalıkta olduğu gibi sindirim problemlerinde de erken tanı ve tedavi oldukça önemlidir.

Bu nedenle bahsetmiş olduğumuz belirtileri taşıyanların ya da ailesinde tanı almış olanların iç hastalıkları uzman doktoruna başvurması gereklidir.

Hamilelikle birlikte gelişen şikayetlerin benzer hastalık belirtileri ile karıştırılmaması gerektiği ise endişe etmeden önce hatırlanması gereken bir öneridir.

Hastalığın tedavisinde en temel ve önemli basamak çölyak diyeti uygulamaktır. Gluten içermeyen bu diyet açıkçası oldukça katı kurallara sahiptir.

İçeriğinde gluten bulunan tüm tahıl türevleri ve bunlardan elde edilen ürünlerden kesinlikle uzak durulmasını gerektirir.

Ancak patates, soya, mısır, pirinç, meyve, sebze ve et gibi pek çok alternatifinizin hala mevcut olduğu da unutulmamalıdır.

Yani çölyak tedavisi kapsamında hayatınız ne denli değişse de hala beslenme anlamında geniş bir yelpazeye sahip olmaktasınızdır.

Katı  ve kesin kuralları olan böylesi bir diyete başlamadan öncesinde tanı konmuş olması önemlidir.

Yani belirtileri taşıyor olmanız halinde hemen glutensiz bir beslenme alışkanlığı edinmeye çalışmak, kendinizi sebepsiz yere güç bir duruma sokmayı ifade ediyor olabilir.

Ancak diyete başlandığı gün itibariyle bu çölyak hastaları şikayetlerinin giderek azaldığını dile getirir.

Tam anlamıyla bağırsak hasarının ortadan kalkması ise 2 yılı, mukozada iyileşme ise 3 ila 6 ayı bulabilir.

Genelde iyi sonuçlar sağlayan diyet uygulaması her vakada aynı başarıyı sağlamayabilir. Haliyle onlarca yıl gibi uzun bir sürecin sonunda kişide ülser, lenfoma, kanser gibi ciddi hastalıklar belirebilir.

Tanı sonrasında ancak sıkı bir diyet uygulaması ile tablonun kansere dönüşmesi engellenebilecektir.

Sağlık hakkında ki diğer yazılarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir