Ana sayfa » Sağlık » Adet Gecikmesinin Sebepleri Nelerdir? Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Adet Gecikmesinin Sebepleri Nelerdir? Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Adet gecikmesi nedenleri ile ilgili olarak sizleri bilgilendirmek istediğim bu yazımda, aynı zamanda tedavi yöntemlerine de değinmek istiyorum.

Kız çocuklarının ergenliğe ilk adımı olarak kabul edilen adet dönemi; menopoz ile sona eren, ortalama 28 günde 1 tekrar eden, genellikle 3-5 gün devam eden bir döngüyü ifade ediyor.

Kadınları potansiyel gebeliğe hazırlayan adet döngüsü, uterusun döllenmiş yumurtayı almaya hazırlanması anlamına geliyor.

Potansiyel döllenmenin gerçekleşmemesi üzerine ise bu süreçte hızlanan kan dolaşımı, kanı dokulardan serbest bırakıyor ve uzunluğu 3-7 gün arasında değişiklik gösteren adet kanaması yaşanıyor.

Sağlıklı kadınlarda 28 günde 1 tekrarlayan adet dönemi, bazen 35 güne kadar uzayabiliyor.

Ancak 35 gün boyunca kadınlarda adet kanının gelmemesi, adet gecikmesi olarak kabul ediliyor.

Bir diğer deyişle adet gecikmesi, adet kanının beklenen günde gelmemesine deniyor.

adet gecikmesi nedenleri nelerdir

Adet Gecikmesi Sebepleri Nelerdir

Stres, birtakım ilaçların düzenli kullanımı, adet düzensizliğinin en yaygın nedenleri arasında olmakla birlikte bazen de yumurtalık kistleri gibi ciddi sağlık sorunları da adet kanını geciktirebiliyor.

Adet gecikmesinin kronikleşmesi durumunda ise mutlaka bir kadın doğum uzmanına görünmeniz gerekiyor.

Peki, adet gecikmesi neden oluyor? Adet düzensizliğini engelleyebilmek mümkün mü? Gelin, bu soruları birlikte yanıtlamaya çalışalım:

Adet Gecikmesi Neden Olur?

Genellikle stres ve birtakım hormonal düzensizliklere bağlı olarak gelişen bu durumun en önemli nedenlerini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Adet gecikmesi sebepleri:

  • Hormonal bozukluklar:

Başta tiroid hormonuna bağlı bozukluklar olmak üzere, prolaktin hormon yüksekliği gibi birtakım hormonal bozukluklar, adet düzensizliğini beraberinde getiriyor.

Yüzünüzde ya da vücudunuzda son zamanlarda aşırı kıllanma olduğunu düşünüyorsanız, bir hormon testi yaptırmak adına doktora görünebilirsiniz.

  • Hamilelik:

Hangi kadın, adeti geciktiğinde ilk olarak hamile olabileceğinden şüphelenmiyor ki?

Özellikle adetiniz 10-15 gün geciktiyse yani 35 günlük normal kabul edilen süreci aştıysanız; en kısa sürede bir hamilelik testi yaptırmanızı öneriyoruz.

  • Birtakım kronik rahatsızlıklar:

Glutene karşı aşırı hassasiyet olarak bilinen çölyak hastalığı ve tip2 diyabet gibi bazı kronik rahatsızlıklar, öncelikle hormonları dolayısıyla da adet döngüsünü olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor.

Bu durumda doktorunuza sık sık adet düzensizliği ile karşılaştığınızı belirtebilir, doktorunuzun reçete ettiği ilaçları düzenli olarak kullanarak, adet döngünüzü düzene sokabilirsiniz.

  • Obezite ve zayıflık:

Adet döngüsünden sorumlu olan östrojen ve progesteron hormon salınımlarını doğrudan etkileyerek, bu hormonların salınımını azaltan aşırı kilolu ya da aşırı zayıf olma; birbirinin zıddı gibi görünse de adet gecikmesine yol açabiliyor.

Şayet aşırı zayıfsanız, kalorisi yüksek besinler tüketerek, kilo alabilir ve ideal kilonuza kavuşabilirsiniz.

Aşırı kiloluysanız, sıkı bir diyet ve egzersiz ile ideal kilonuza düşerek hem bu durumdan kurtulabilir hem de daha sağlıklı bir yaşama adım atabilirsiniz.

  • Aşırı egzersiz

Adet gecikmesinin nedenleri arasında yer alan aşırı egzersiz, regl döngüsünü etkileyerek, bu döngüde sapmalara yol açabiliyor.

Özellikle ağır sporlarla ilgilenen pek çok kadın yalnızca ağır egzersizler yaptığı için adet gecikmesi ile karşılaşabiliyor.

Vücudunuza aşırı yüklenmekten kaçınarak, adet döngünüzdeki sapma ve gecikmeleri en aza indirgeyebilirsiniz.

  • Emzirme dönemi:

Gebelik sürecinde tamamen sona eren adet kanaması, gebeliğin sonlanması yani bebeğin doğumu ile hemen gerçekleşmiyor. Adet döngüsünün normale dönebilmesi için çoğu kadının emzirme dönemini geride bırakmış olması gerekiyor.

  • Depresyon:

Adet gecikmesinin şüphesiz ki en yaygın nedenlerinden biri olan depresyon, östrojen ve progesteron hormonlarında azalmaya yol açıyor.

Depresyonun yanı sıra anksiyete, stres, panik atak gibi ruhsal sağlık sorunları da adet döngüsünü bozabiliyor.

  • Polikistik Over Sendromu (PCOS)

Temel görevi kadınlarda üremeyi sağlamak olan yumurtalıklardaki iyi huylu kistlerin varlığını ifade eden Polikistik Over Sendromu; adet düzensizliğinizin yanı sıra, vücutta tüylenme, kilo, sivilcelenme gibi pek çok semptoma neden oluyor.

Tedavi edilmediği taktirde tip2 diyabet, obezite, kalp-damar rahatsızlıkları gibi pek çok komplikasyona yol açan PCOS; adet gecikmesi, aşırı adet kanaması, saçlarda aşırı dökülme, vücutta aşırı tüylenmeyi beraberinde getiriyor.

Doktor tarafından reçete edilen doğum kontrol haplarının düzenli kullanımı, progesteron içeren tedaviler ile PCOS tedavisinden başarılı sonuçlar alınabiliyor.

  • Perimenopoz

Kadınlarda artık yumurtlamanın yani çocuk sahibi olabilme yeteneğinin sona ermesi anlamına gelen menopoz sürecinde kadınlarda hiçbir şekilde adet kanaması olmuyor.

Bununla birlikte menapoz öncesi 2-8 yıllık süreç içerisinde de kadınlarda sıklıkla adet gecikmesi, adet kanının az gelmesi gibi perimenopoz belirtileri görülebiliyor.

  • Beyin tümörleri

Beyin hücrelerinin anormal bir şekilde büyümesinin bir sonucu olan beyin tümörleri de adet gecikmesi sebepleri arasında bulunuyor.

Hayatı tehdit edebilecek kadar ileri seviyede olabilen beyin tümörlerinin diğer belirtileri arasında ise şiddetli baş ağrısı, mide bulantısı, sindirim problemleri, el ve kollarda titreme, hafıza ve duyma kaybı, vücutta his kaybı gibi pek çok semptom yer alıyor.

Adet gecikmenize yukarıdaki belirtilerden biri ya da birkaçı eşlik ediyorsa vakit kaybetmeksizin bir nöroloji uzmanına görünmenizi öneriyoruz.

  • Rahim hastalıkları

Rahim kanseri başta olmak üzere rahime dair pek çok sağlık sorunu adet gecikmesine neden olabiliyor.

Düzensiz ve dengesiz beslenme, sık sık şok diyetler yapma, kürtaj sonrasında rahimde meydana gelen yapışıklıklar, yumurtalık kanseri, uzun yolculuğa çıkma; adet gecikmesinin diğer nedenleri arasında bulunuyor.

Uyarı: 

Adet gecikmesiyle sık sık karşılaşıyor ve bu durumun stresten kaynaklandığını düşünüyorsanız, bu durumun ardında rahim kanseri, yumurtalık kanseri gibi ölümcül sağlık sorunlarının olabileceğini de hesaba katmalı ve acilen bir kadın doğum uzmanına görünmelisiniz.

Adet Gecikmesi Kaç Gün Olur?

1 haftaya kadar uzayabilen adet gecikmesi, normal kabul ediliyor. Yani 35 günde 1 adet döneminize girmeniz, ciddi bir sağlık sorununa işaret etmiyor.

Ancak 1 haftadan daha uzun süren gecikme durumunda mutlaka doktora görünmeniz gerekiyor.

Gecikme, 8-9 gün olabileceği gibi 10-15 gün hatta daha uzun da sürebiliyor. Yani gecikmenin bir üst sınırı bulunmuyor.

Adet Gecikmesi Çözümleri:

Adet gecikmesi tedavisinde öncelikle bu duruma neden olan temel faktör tespit ediliyor. Gecikmenin herhangi bir hastalığa bağlı olarak gelişmesi durumunda hastalığın tedavi edilmesi gerekiyor.

Hastalığın teşhisi aşamasında ultrasonla rahmin ve yumurtalıkların görüntülenmesi, hormon testi, kan testi gibi farklı yöntemlerden yararlanılıyor.

Doktorunuz, beyin tümörü gibi ciddi bir sağlık sorunundan şüphelendiğinde ise sizi ilgili bölüme yönlendiriyor. Bazı durumlarda ise cerrahi operasyon gerekli olabiliyor.

Gecikmenin stres, seyahat gibi ciddi olmayan nedenlerden kaynaklanması durumunda herhangi bir tedaviye gerek duyulmuyor.

Hormonal birtakım rahatsızlıklardan kaynaklanan gecikmenin tedavisi amacıyla doktorlar daha çok doğum kontrol hapı tarzı ilaçlar reçete ediyorlar.

Doktorunuzun reçete ettiği ilaçları düzenli kullanarak, rutin randevularınıza zamanında giderek, bu durumla mücadele edebilirsiniz.

Alternatif olarak adet gecikmesine iyi gelen bitki çaylarını tüketerek de adet kanının beklenen zamanda gelmesini sağlayabilirsiniz.

Adet Gecikmesine Bitkisel Çözüm

Adet düzensizliğine iyi gelen şifalı bitkileri ve bitki çaylarını beklenen adet gününden yaklaşık 4-5 gün önce tüketmeye başlayarak, gecikmeyi önleyebilirsiniz.

Ayrıca adet söktürücü ilaçlar, hareketler ve yiyecekler için burada ki yazımıza göz atabilirsiniz.

İşte, adet gecikmesine iyi gelen bitkiler:
  • Zencefil
  • Susam tohumu
  • Rezene çayı
  • Zerdeçal
  • Havuç
  • Aloe Vera
  • Kekik
  • Dereotu
  • Kantaron
  • Çörekotu tohumu
  • Kırmızı ve yeşil biber
  • Biberiye çayı
  • Adaçayı
  • Naneçayı
  • Kirazsapı çayı
  • Melisa çayı

UYARI:

Diyabet, tansiyon, kalp vb. herhangi bir kronik sağlık sorununuz bulunuyorsa, düzenli olarak antidepresan vb. reçeteli ya da reçetesiz ilaçlar kullanıyorsanız; bitki çaylarını tüketmeniz, birtakım yan etkiler doğurabilir.

Bu yüzden bitki çaylarını tüketip tüketemeyeceğinize dair öncelikle doktorunuza danışmayı ihmal etmemelisiniz!

Buraya tıklayarak ana sayfamıza ulaşabilir ve diğer yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir