Ana sayfa » Psikoloji » Depresyon Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir? Depresyon Hakkında Tüm Merak Edilenler

Depresyon Belirtileri Nelerdir? Nasıl Tedavi Edilir? Depresyon Hakkında Tüm Merak Edilenler

Depresyon insanların yaşam kalitesini düşüren çağımızın en yayın psikolojik rahatsızlığıdır.

Günlük faaliyetleri yerine getirirken dahi büyük bir engel olan depresyon her 20 kişiden 1’ini etkileyecek kadar geniş bir etki alanına sahiptir.

Zaman içerisinde kişiyi fiziksel olarak da etkileyen depresyonun belirtileri ve tedavi yöntemleri gibi tüm merak ettiklerinizi sizler için derledik.

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Aslında bir hastalıktan ziyade olumsuz ruh halini tanımlama amacıyla kullanılan depresyon kavramı, ruhsal bitkinlik gibi düşünülebilmektedir.

Depresyon nedir sorusunun yanıtı kişinin hareketleri ve ruh hali ile kendini göstermektedir.

Bu rahatsızlığı taşıyanlar gün içinde çoğu zaman kendilerini mutsuz, karamsar, üzgün ve morali düşük şekilde tanımlar.

Depresyondan Nasıl Çıkılır

Depresyon Belirtileri Nelerdir

Olağan bir moral bozukluğu ile sıkça karıştırılan depresyonun aslında kalp rahatsızlıklarından astıma kadar farklı fiziksel sonuçları da bulunmaktadır.

Kişi depresyon ne demek sorusunun yanıtına hakim olmasıyla birlikte geçici moral bozukluğu ile psikolojik rahatsızlığın arasındaki farkı daha net şekilde anlayabilecektir.

Rahatsızlık halinde, kişi, duygusal açıdan mutsuz ve hüzünlü hissetmenin yanında kendini yetersiz ve değersiz görür.

Bu hislerden bir kaçış olarak intiharı dahi düşünebilmektedir. Kendini toplum içerisinden soyutlayarak giderek daha asosyal ve keyifsiz hareketler sergiler.

Moral bozukluğunun aksine ‘depresyondayım’ diyenlerin önceden zevk aldığı aktivitelere karşı dahi isteksizlik göstermesi söz konusudur.

Ayrıca bedensel işaretleri de bulunan rahatsızlığın iştah bozulması ve sürekli uyku hali gibi belirtileri de mevcuttur.

Depresyon sıklığına bakıldığında 2010 senesinin başlarında oranın toplumun %8 ila 10’luk bir kısmı olduğu görülmekteydi.

Her 4 ila 5 kadından 1’i ve her 10 erkekten 1’i bu rahatsızlıktan muzdaripti. Bu kişilerin hayatlarının en az bir döneminde hastalığa yakalanacağı varsayılmaktaydı.

Ancak gelişen ve değişen şartlar nedeniyle sorunun yaygınlık kazandığı, tam olarak tespit edilemediği fikri kabul görmektedir.

Tamamlanmış intihar riski adı verilen ve depresyon terimleri içerisinde risk arz edenler arasında gördüğümüz durum ise tedavi edilmeyen rahatsızlığın intihara kadar sürüklenebilmesidir.

%15 oranında görülen bu sonucun dışında rahatsızlıktan muzdarip olan kişinin iş ve aile hayatının da olumsuz etkilenmesi, çevresindeki aktivitelere kayıtsız kalması söz konusudur.

Güncel olarak dünyanın en çok yeterlilik kaybına yol açan 4. hastalığı olan depresyon gün geçtikçe yayıldığından 2020’ye geldiğimizde bu listede 2. sırada olacaktır.

Ayrıca şu anda batılı ülkelerin en çok yeterlilik kaybına yol açan rahatsızlığıdır.

Depresyon tedavisi vaktinde uygulanmadığı takdirde beraberinde uyuşturucu madde ve alkol kullanımına da yol açabilmektedir.

Diyabet, kalp hastalıkları gibi kronik bedensel hastalıkların varsa daha kötüye gitmesine, yoksa gelişmesine yol açmaktadır.

Depresyon Çeşitleri Nelerdir?

Şiddetine göre sınıflandırılan bu hastalığın bazı durumlarda hafif ve geçici, bazı durumlarda şiddetli ve uzun vadeli olduğunu görmekteyiz.

Depresyon nedir sorusunu, bu rahatsızlığın tipine göre yanıtlamak, uzman doktorların tanı esnasında bireysel olarak gerçekleştirdiği bir yöntemdir.

1- Majör Depresif Bozukluk: Rahatsızlığın en şiddetli türü olan bu vakalarda kişi sürekli olarak umutsuzluk, değersizlik ve üzüntü duygularıyla yaşar.

Aşağıda yer alan depresyon belirtileri kendini iki haftadan uzun bir süre gösteriyorsa, majör depresif bozukluk tanısı konabilmektedir:

  • Günün büyük kısmında depresif hisler
  • Hiçbir aktiviteye ilgi duymama ve sürekli hareketsizlik isteği
  • Ani ve büyük ölçüde kilo kaybı
  • Çok az ya da çok fazla uyumak
  • Enerjisizlik
  • Konsantrasyon eksikliği
  • Kararsızlıklar
  • Suçluluk, pişmanlık, yetersizlik ve değersizlik gibi duygular
  • Sık akla gelen intihar düşüncesi

Majör depresif bozukluğun daha da detaylı incelendiği takdirde;

  • Doğum sonrası depresyon
  • Mevsimsel duygu hali bozukluğu

ve

  • Psikotik
  • Melankolik
  • Atipik
  • Katatonik

majör depresif bozukluk gibi alt türlerinin mevcut olduğu görülmektedir.

2– Kalıcı depresif bozukluk (distimi): Hafif semptomlar gösteren ancak oldukça uzun bir döneme yayılan türdür.

PDD olarak kısa haliyle sıkça gördüğümüz bu durum minimum 2 sene kişiyi etkisi altına almaktadır. Bu türün depresyon belirtileri :

  • Gündelik işlere karşı ilgisizlik
  • Umutsuzluk
  • Üretkenliğin kaybolması
  • Özsaygı kaybı

şeklinde özetlenebilmektedir. Bu kişilerin keyifsizliğin yanı sıra genelde eleştirisel olduğu da gözlemlenir.

Neden Olur?

Depresyon belirtisi kendini oldukça açık şekilde gösterebilse de ne yazık ki nedenler için aynı açıklık söz konusu olmayabilir.

Örnek vermek gerekirse erkek çocuklarının travmalara ya da korku duyulan stresli anlara karşı fazla tepki verdikleri görülebilmektedir.

Ancak bazı araştırmalar genetiğin psikolojik etkilerine dikkat çeker ve aile içinde sık psikiyatrik sorun yaşayanların varlığı sorgulanır.

Yani depresyon nedenleri erken yaşlarda dahi kompleks bir şekilde ele alınmalıdır.

Yaygın nedenler ise; beynin frontal lobunun daha pasif olması gibi yapısal bozukluklar, uykusuzluk, ağrı, hiperaktivite gibi kronik tıbbi durumlar, alkol ve uyuşturucu gibi alışkanlıklar olabilmektedir.

Öyle ki madde bağımlılığı olanların %30’unda depresyon belirtisi açık şekilde görülmektedir.

Ailede mental hastalıklara sahip kişilerin varlığı, sürekli özeleştiri ve düşük benlik, alınan ilaçların yan etkileri, ekonomik problemler, boşanma ve şiddet gibi travmatik süreçler, bir yakının kaybı gibi durumlar da kişide aynı belirtilere yol açabilmektedir.

Nasıl Teşhis Edilir?

Güncel olarak ne yazık ki direkt tanı sağlayan bir depresyon testi bulunmamaktadır.

Doktorlar kapsamlı bir psikolojik değerlendirmenin ardından uyku, iştah, aktivite düzeyi gibi fiziksel faktörleri de ele alarak bu tanıya ulaşırlar.

Bu amaçla kişinin bir dizi sözel soru cevaplama sürecine tabii tutulması gerekmektedir.

Depresyon testi olarak sayamasak da rahatsızlığın fiziksel sağlıkla da yakın ilişkisi bulunduğundan, doktorlar tanı sürecinde kan testi ya da fiziki muayeneye başvurabilmektedir.

D vitamini yetersizliği, tiroidin çalışmaması gibi nedenler kendini kan testi ile gösteren depresyon nedenleri arasındadır.

Yalnızca sizi değil, çevrenizdekileri de yakından ve olumsuz etkileyen bu tablonun iyileşmemesi, hatta ağırlaşması oldukça ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle ruh haline dair belirtilerin varlığında mutlaka tıbbi destek alınmalıdır.

Terapiden depresyon ilaçları gibi klasik yöntemlere kadar pek çok yöntemle tedavi edilebilen bu şikayetlerin göz ardı edilmesi;

  • Aşırı kilo alma ya da kaybetme
  • Fiziksel ağrılar
  • Zararlı alışkanlıklara başlama ve bağımlılık
  • Asosyalleşme
  • İlişkilerde problemler
  • Kendine zarar verme ve intihar

gibi ciddi sonuçlara kadar uzanabilir.

Tedavisi Nasıl Yapılır? 

ABD araştırmalarına göre psikolojik semptomlar gösteren hastaların yalnızca %51’i tedaviye başvururken, kalan kitlenin de yalnızca %21 etkili bir tedaviye erişebilmektedir.

Büyük bir kısım için tanı ve tedaviden mahrum kalma ya da yanlış yöntemlerle tedavi sürecini uzatma söz konusudur.

Rakamlara bakıldığında depresyondan nasıl çıkılır gibi önemli bir sorunun neden bu denli sık gündeme geldiğini görebiliriz.

Tedavi sürecinde en çok başvurulan yöntem olan antidepresan ilaçlar, etkinliliği hala tartışılan yöntemlerdendir.

Ancak şu bir gerçektir ki moral bozukluğu gibi geçici durumlar karşısında olmasa da kronik şikayetler üzerinde antidepresanlar başarılı sonuçlar sağlayabilmektedir.

Bu noktada kişinin bir üzüntü hali içerisinde mi olduğu yoksa kronikleşen bir rahatsızlık mı yaşadığı iyi tespit edilmelidir.

Bu ayrım yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından doğru bir şekilde yapılabilmektedir. Beynin çalışmasında rol alan kimyasalları düzenleyebilen antidepresanlar, kullanan kişilerin %80’inde olumlu sonuçlar vermektedir.

Psikoterapi yöntemleri de yıllar içerisinde geliştirilmiş ve psikanaliz ya da bilişsel-davranışçı terapi teknikleriyle uygulanan yöntemlerin genel adıdır.

Psikanaliz yöntemleri insanların ruhsal dünyasındaki çatışmaları çözümlerken, bilişsel-davranışçı terapi ise davranış ve düşüncelere yerleşen yanlış kalıpları olumlu hale getirmeye odaklanmıştır.

Bu gibi bilimsel dayanakları bulunan yöntemler haricinde alternatif olarak sunulan yöntemlerin herhangi kanıtlanmış bir etkisi olmadığı unutulmamalıdır.

Olası semptomları gösterenlerin kendilerini daha iyi hissetmek, yaşamını daha düzenli hale getirmek ve hormonal dengeyi sağlamak adına meditasyon ve düzenli spor gibi aktivitelere başvurması, beslenmesine özen göstererek doğal ve taze ürünlerle sağlıklı bir beslenme programını takip etmesi önemli öneriler arasındadır.

Sağlık hakında ki diğer yazılarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir