Ana sayfa » Bilgisayar » Google Neyin Peşinde

Google Neyin Peşinde

Birçok uzmana göre bu, insanlığın ilerleyen teknolojisinin en önemli basamaklarından birisi. Çünkü ilk defa bir program, gerçek bir insan gibi davranıyor.

Yukarıdaki videoda Duplex bir restorandan masa rezerve edebiliyor ve hatta diyaloğun akışına göre davranarak bizi şaşırtıyor.

Yazılım sektöründe olan gelişmeler bizleri elbette ki heyecanlandırıyor. Açıkçası söylemek gerekirse bu videoda gördüklerim beni heyecanlandırdığı kadar endişelendiriyor da.

İlk defa içimden bir ses, bir programlanmış yapının “Turing testini” geçebileceğini söylüyor. “Turing test”ini daha önce duymadıysanız gelin beraber bu konuyu ele alalım.

Alan Turing 1951 yılında “imitasyon oyunu” adında bir test öne sürer. Bu konuyla ilgili güzel bir filmde bulunmaktadır.

Bu oyun basit anlamda üç adet terminalin aralarında iletişim kurmaları fikrine dayanır. Terminallerden birinde bilgisayar, diğerinde bir adam ve üçüncü terminalde ise soruyu soran yani hakem bulunur.

Adam, soruyu soran kişiye kendini kadınmış gibi tanıtmalı ve buna inandırmalıdır. Soruyu soran kimin kadın kimin adam olduğunu bulmak zorundadır.

Terminaldeki insan her seferinde soruyu soran kişiye kendisinin bir yazılım olmadığını ikna etmiştir.

Örneğin size 35000 sayısının karesinin kaç olduğu sorusu gelmiş olsun. Bir insan olarak bu soruya vereceğimiz cevap süresi çok uzun olacaktır.

Ancak bir makine bu soruya çok daha erken yanıt verebilir. Yani turing test’inin geçilebilmesi için, bilgisayarın gerçekten bir insan gibi davranması ve hatta yeri geldiğinde hata yapması gerekir.

Henüz bu testi geçmeyi başarmış bir yapay zeka (ai) bulunmamaktadır. Eğer bir bilgisayar gerçek bir insan gibi davranabilirse bu testi geçebilecektir.

Bu konu içerisinde düşünülmesi gereken bir diğer konu ise “Soft Skills” olarak bilinen hassas yeteneklerdir. Bir insanı bir makineden ayıran en büyük özellikler, kendine has olan yetenekleridir.

Yaptığı tablolar, yazdığı şiirler, bestelediği parçalardır. Zaman gösteriyor ki ilerleyen teknoloji kendi kendine kod yazabilen makineler üretebilir.

Fabrikada dinlenmeden çalışan işçiler üretebilir. Hiç durmadan giden araçlar veya bizim için randevu alabilen makineler üretebilir.

Ancak benim net bir kanım var. O da teknolojinin sanatçı üretemeyecek olma gerçeği.

Eğer bir gün yapay zeka kendi senfoni orkestrasını, ressamını, şairini, yazarını üretebilirse, bizim burada ne anlamımız kalır.

Yukarıdaki videoda, bu zamana dek gördüğümüz yapay zeka ürünlerinden farklı olan bir şeyler var.

Bunu sizde sezebiliyorsunuz değil mi? Duplex, ara ara insanlara has olan bir takım duraklamalar ve onaylamalar yapıyor. Mesela aşağıdaki örneğe bir bakın.

Bu videodaki yapay zeka, gerçekten ben bir robotum diye bağırıyor resmen. Sesindeki o mekanik yapıyı hepimiz sezebiliyoruz.

Kelimeleri arasındaki bekleme süresi dahi hep aynı. Resmen programlanmış. Ancak Duplex hiç te öyle görünmüyor.

Bu denli Google Duplex beni biraz ürkütmüştür. Düşünsenize telefonda annenizle konuştuğunuzu sanıyorsunuz ancak sizinle konuşan, anneniz gibi davranan bir makine.

Gece başınızı yastığa koyup bu konuyu düşündüğünüzde aklınıza daha ne türlü ürkütücü durumlar gelecek bir bilseniz.

Gelişen teknolojinin insanlığın hayrına olması dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir